Arabadan çıkıp zile bastım. İçeriden ağlama sesi
geliyordu. “Kim O?” dedi ağlayan ses. Çilem’in eniştesi olduğumu
söylediğimde kapı açıldı. Yeğenimin ev
arkadaşı Leyla’nın ağlamaktan şişmiş
gözlerini görünce içim parçalandı. Oysaki 20 gün önce bizim
yazlığa geldiklerinde nekadar neşeliydi. Az önceki
bağrışmayı duyduğumu ve ne olduğunu sordum. Leyla
ağlayarak, erkek arkadaşını bir başka kızla kendi
yatağında yakaladığını, oysa onu sevdiğini
falan söyledi. Leyla’yı teselli ettim, kendisinin daha çok genç
olduğundan, yarın birgün o çocuğu unutup
başkasını bulabileceğinden bahsettim. Leyla halen erkek arkadaşına
küfürler savururken, Çilem ve arkadaşları geldi. Tabi onlar da
merakla ne olduğunu sordular. Leyla konuyu bir posta da onlara
anlatırken, Çilem boynuma sarıldı ve “Canım eniştem!”
diye koca bir öpücük kondurdu yanağıma. Ben de onu öpmek isterken
yüzünü çevirdi ve kazayla tam dudağının yanından öptüm. Bu
küçük kazaya Çilem gülümserken, doğrusu ben biraz utandım. Çükü Çilem
kendi çocuğum gibiydi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*